Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

''Çalışmayan Mutsuz Kadın''

Ben ürettikçe mutlu olan , çalıştıça keyif alan zamanını bile en iyi çalıştığında kullanan bir arıyım. Para kazanmanın mutluluk olduğunu ve ürettikçe keyif almayı ve bunun daha zevkle güzel olduğunu görüyorum.
Çalışmadan zamanı etkili kullanmak mümkün değil, para kaynağı gelmedikçe başkasının kazandığı parayı harcamak üzüntü verici, herşeyi gereksiz şimdi ne gereği var sırasımı demekten başka birşey olmuoyor. Bu sefer yaşamı ertelemeler başlıyor. Zamanı yaşayacaklarını tek tek erteliyorsun. Başka Zamana..

Onun için çalışmamız, kendi paramızı kazanmamız, kazanırken zamanı iyi kullanmalıyız. Ben bunların hepsini 09:00 - 18:00 çalşırken tam anlamıyla yapıyordum. Ne zamanki nadasa geçtim, yaşamımda benle birlikte nadas oldu. Zamanı etkin kullanmamaya başladım. Buda bana artık ekyif vermemekte. ben çalışmalıyım üretmeliyim... Zamanı ben yönetmeliyim obeni yönetmeden ;)...

''Yaramdan Değil, Sorandan Usandım''

''Yaramdan Değil, Sorandan Usandım''

Bu söz son günlerde yaşantımın tam ifadesi, bende bilmiyorum nasıl cevaplayacağımı. Öyle günler geçiriyorumki şu günlerde bir denizdeyim ucsuz bucaksız ve geminin kaptanı ben değilim... Varış zamanınıda nereye gideceğinide yada neler olacağını hiç bilmemekteyim. Kendimi bıraktım bu fırtınalı yolculukta günün getirdiklerine ''Merhaba'', götürdüklerine ''GÜLE GÜLE'' demekteyim. Ve nasıl ne zaman gelişeceğini bu çarkın nasıl kırılacağını bilmemekteyim. Sadece ''BEKLEMEKTEYİM'' elimden gelen tek şey bu çünkü başka hiçbirşey gelmemekte....

Onun Rüzgarıyla Uçmak

Resim
Bir İnsan düşünün hayatınıza girdiği dakikadan itibaren yönünüzü değiştiren. Yaşamınızda en büyük km. taşı olması, bugün bu sözü Mehmet Ali Birand söyledi eşi için. Bir hayat vardır, yaşanmak içi amaçsız ve zamansızdır. Yaşamın eline bırakılır herşey, bir yaşam vardır Rüzgarına kaptırır ama kaptan sensindir herzman.

Bazen Kaptan, bazen akan sular yaşam ne olursa olsun Rüzgarıyla uçuran coşkulu bir hayat vermesidir.

''BABAM''

Resim
Ben babasını geç bulmuş, hep yitirilecek aşık gibi üstüne titremiş bir karakızım. Babamın karakızıyım. 7 yaşındaydım onunla tanıştığımda, Babam benim için bir kaç fotoraf ve tleefonda ''Kızım'' dediğinde içim titreten özlem duyduğum gurbet adıydı. Uçaklar gökyüzünden süzüldüğünde bizde damlara balkonlara çıkar ''Uçak Babamı Getir'' diye bağırırdık ablamla, sonra taki gözlerden kaybolup tek nokta kalana kadar beklerdik, sonra annemin gözleri nemli çağırır bizi, hadi inin kuzularım gelin yanıma derdi.
Beklerdik her hafta açsın telefon diye. Arasıra gider telefondaki o dıııııııııııııııııııddd sesini dinlerdik. Annem ellemeyin bozulursa baban ararsa konuşamazsınız derdi, asla oyuncağımız telefon olamadı bu yüzden.
Hasrettik Babama sonra birgün çıkageldi, koca biz valiz bana küçük bir ayı yıllarca arkadaşım olan küçük bir ayı, sonra evimiz dolup taşmaya başladı, yabancı bir adamdı bu ilk başlarda ne demekti bu duygu ben bile anlamadan sevgisiyle sarıp sarmal…

''Birazcık''

Yaşamımda sevdiklerime verirken hiç hesabım yoktur, olmaz olmayacakta. Eğer varsa elimde yüreğimde hep sınırsız vermelerim. Sevmelerimde böyledir. Ama ne yazik ki bazen yaşam bunu geç fark ettiriyor, verirken de isterkende ''Birazcık'' olacakmış.
Son günlerde kalbimi çok derinden acıtan bir kelime oldu. Belkide kafama kazınan, yaşamımda farklı bir pencere açan.
Ama Hayat bu ben asla ''Birazcık'' birşey yapmayacam. Ne yaparsan Kalbimden yürekten hepsinden verecem.