26 Şubat 2011 Cumartesi

Boğuluyorumm

İnsanlara fazla güveniyorum, çabuk unutuyorum herşeyi çarçabuk unutuyorum. Kızıgnlarım çok çabuk ailem çok önemli onlara denilen her bir kelimede kaplan kesiliyorum. Üzüyorum..
Neden nasıl yaptığımı düşünmeden herkesi bir çırpıda üzüyorumm.

Gereksiz laflar, uzatılan cümlelere tahamülüm kalmadı..
Bunun için direnmeme rağmen, üstüne üstelik aynı hatalarla yuğrulmak ve yine sonuç hüsran.
Kimseyi kırmamak en büyük erdem tabiki, ama benim tahamülüm çok uzaklarda kalmış, nerelerde ne olmuş bilmiyorum ama artık dayanamıyorum laflara sözlere sataşmalara...
Ve kimseyi üzmek kırmak gibi niyetim yok, tek istediğim huzur ve sevgi.
Burdan ayrılırken sevgi ile gitmek kızgınlıkla değil, sevgi ile ayrılmak istiyorum.
Bunun için susmak değil konuşmak istiyorum.

İnsanların hatalarını söyleyince zorlarına gidiyor. Be hatalarına ayna tutuyorum. Acılar ulu orta geçmez ona buna kızgınlıklarını yapıştırarak geçmez, tek geçeceği yer kendi içinde pişerek haşlanarak geçmesi. Buna yardımcı olmaya çalıştım, gerçekleri ona söylemeyi çok isterdim.
Kabul etmesede kendinde başkasını düşünmeyen insanlarla bir arada olmak çok zor.
Ve kızgınlıklarım çok anlamsız kızgınlıklarım, yarın hızla unutacağım yada kızmıyacagım şeylere bugün üzmek kırmak olgusunu biran önce unutmalıyımm. Hemde hızla unutmalıyım. Hepsi kendi pisliklerinde kendi kendine boğulmalılar.

İçimdeki koca sıkınıtları kara rüyaları suya toprağa akıtıp koybolmasını diliyorumm... Ve istiyorumm....

14 Eylül 2010 Salı

Kırmızı OJE

Annem gelir aklıma, her kırmızı oje ve ruj kullanmamda. Öyle güzeldirki elleri böyle yumuşacık sevgi dolu üstünde birde kırmızı oje sürerdi bakmaya doyamazdım. Öyle elini kulalnırdı siğara içerdi iki parmağının arasındaki foto hiç aklımdan çıkmazdı. Hayrandım hala öyle kırmızı ojeyi ne zaman sürsem annem güzeller güzeli hali gözlerimin önüne gelir. Özgüvenim ikiye katlar daha güvenli daha sevecen daha çoskulu.
Bugün ellerimde kırmızı oje sanırsınki dünyanın tüm melekleri kanatları bende. Annem hayatımı dolduran kadın. Kırmızı oje sana çok yakışıyor.

2 Eylül 2010 Perşembe

Endişeli

İçim ürperdi, şu saat oldu hiç tık yok. Acaba ben nerde yanlış yaptım. O İnsanlar nerde doğruyu yaptı. Yada Hangisi doğru ama bende öyle taşıyamıyacam kadar hediyeler çiçeklerle dolu olsun isterdim etrafım.
İlk önce insanın sevdiği deger verir.
Bir mesaj atmış sadece bir mesaj atmış.
Kutlamış öyle kuru kuru, sonra daha da çirkinleşmiş. Demişki, gönderemedim bir çiçek gelince ellerimle veririm demiş. Amam inan eğer o isteseydi, yapamayıcağı hiç bişe yok. Yine istemedi, yine önemsemedi, yine umrunda değilim. Nasıl ne yapacağımı bende bilemiyorum. Ama içimi sanki cam la sıyırdılar. Sıyırdılar sonra yeni döşenmiş asfalta yüzüsütü kilometrelerce sürüklediler. Sonra da üsütme tuzlu su döküp güneşe bıraktılar. Açık yaralarımla... Kala kaldım güneşe. Öylece baka kaldım.
Öyle içim acıyorki anlatamam. Ve ona bunu nasıl anlatacam bilmiyorum.
İçimden ne görüşmek nede konuşmak geçiyor. Uzun uzun küsmek istiyorum.
Sızılarımla başbabaşa, ve kimseyle paylaşmadan. Çok sessizce. Haydi hoşçakal bana..

3 gün öncesinden hissetmiştim. Aramıyacaktı, bu sefer unutmasın diye söylenip durmuştum.
içim içimi yemişti. Uykularım kaçmıştı. Biliyordum böyle ahmaklık yapacağını ama yine de yok bu sefer belki diye düşünmeye başladım. Ama yine de olmadı........ Yine istdiğim gibi olmadı. Gece 3 kez uyandım. Baktım telefona mesaj varmı diye belki gelmiyor şebekedendir dedim. Tekrar kalktım sildim mesajlarımı. Sabah erken uyandım, kendiliğimden içimde bir koca endişe ve sıkıntı ile sonra bir baktım ki Email atmış, çünkü ben onun sıradan arkadaşıyım. Mahalleden öylesine arkadaşıyım bu sebebten bana mesaj atmış.
Suskunum Sessizim. Ve sessizliğim ile tepki vermeliyim. İçim acıyor..

6 Ağustos 2010 Cuma

Hatalık Satış

Bu hafta satış için hiç bişe yapmadım, bedenimin ve düşüncelerimin yorgun olduğu kendimi beslediğim, bilgi depoladığım bir hafta oldu.
Haftalık Programımı şimdiden yaptım, önümüzdeki haftayı 3 gün satışa ofis dışına, iki gün ofise ve bilgiye zaman ayıracam.
Bedenimin yorgunluğu geçiyor ama düşüncelerimi yorgunluğu geçmiyor.
İşimi çok seviyorum. Çalışmayıda. Çalıştıkça huzurlu uyuyorum. Hep çalışmalıyım. Bu sebebten daha verimli daha başarılı daha kendimi ifade etmem için çalışmalıyım.
Kararsızlıklar, değişikler beni ilgilendirmez. Ben burdayım ve çalışıyorum. Çalışmayada devam edecem. Gülden GÜL akıllarına geldiğinde çalışkanlık satış başarı gibi güzel şeyler akıllara getirmem lazım. Tembellik etmemem lazım. Bu sebebten haftayı iyi değerlendirmek ve bu sessizlikten uyuşukluktan başarılı çıkmak istiyorum.
Üzerimdeki negatifi pazartesi atıp yeni proğramla hedeflerime sarılacam.
Güzel ve keyifli hafta sonu diliyorum kendime.
İyi bir hafta başlangıcı yapmak dileğiyle.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Kadınlar

Beyinleri saman dolu olan kadınlar, yıllarca büyüten insanları onu emekleri ni onlara akıtan insanları sevdikleri erkek uğruna bertaraf eden düşünmeyen. Onlara onu savunan ne aptal kadınlar. Biride bende var, ve o benim geleceğim emeğim dediğim filiz gibi büyüyen bir yaşam beslediğim kişi. O ise karşına beni almış savunuyor onu. Yıkılıyorum neye emek etmişim ben kime emek etmişim. Nasıl emek etmişim. Hepsi boş. Boş yaşadıkçada daha iyi göreceğim.
Saman dolmuş yıllarca insanlık dan nasip almamış kişilerle uğraş dur.

Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaretin yoksa asla okyanus geçemezsin!" Christopher Columbus


Bugün bu cümleyi Ufuk Hanım(Ufuk Tarhan) twitter'na yazmıştı. Sonra düşündüm.

Kıyıyı gözden kaybetmek o büyük casaret nasıl geçilecek nasıl düzeltilecek.

Kıyıyı geçecem okyanusu aşıp yeni bir hayat kuracam ve nasıl kuracam mutlu olacam sevdiğim adam olacak yanımda yanında huzur duyduğum insan olacak ama ben çok uzaklarda yep yeni bir yaşama merhaba diyecem.


Ve bunu inşallah hem mutlu ve Huzurlu yapmak istiyorum. Düşünüyorum ki tüm sıkıntılarımı peşin ödedim ben, tüm huzursuzluklarımı peşin ödedim ben ve bu sebebten çok mutlu olma isityorum.

Bu değişim bana çok şeyler getirecek, herşeyden önce inşlallah hata yapmayacağım, burdan ders alıp pişman olduğum şeyleri yapmayacağım yeni bir ortam sunmuş ldu yaratan bana.

Bundan sonra hiç kimseyi kırmadan huzurlu mutlu günler doğacak benden.


Daha gelişen geliştikçe çevresine faydalı olan, sevdiği insanı mutluktan coşturacak yuvaya sahip oalcağım. Yaşam bundan sonra bana huzur ve sevgi getirecek.

Ve ben kıyıyı gözden kaybedip tüm caseretleri toplayıp gideceğim. Sevdiğim adamın kucağında gözlerinde nefesinde birlikte uyanacağız. Her uyandığımız sabah şükredip mutlu günleri doğuracağız.


27 Temmuz 2010 Salı

Aşk

Öylesi deli bir sevday'la içim doluki, öylesine çok seviyorum ki onu.
Yaşamımda kocaman yerleri doldurğu güzel adam ömrümün sahibi.
Sevdammm.
Seviyorum seni deli gibi
Sebebsiz Nedensiz.
Seni seviyorum.
Buları sana sık sık söylmek kulaklarına fısıldamak istiyorum.
Yüzümüzdeki gülücekler hiçbir zaman solmasın hep gülelim.
Bundan sonraki tüm günlerde gülmek ve eğlenme ve çoğalmak için yaşayalım.
Tenin sıcaklığı bedenimde nefes nefes dolaşsın.
Özlem sadece aramızdaki mesafe olsun.
Sevgimiz büyüsün. Koca adam büyüssün ve bizi bütütsün.
Güzel Sevgilim......

Blog'da 10.Yılımız

Bir bahar günü heyecanla içimdeki yazma şevki ile, Elif Şafak kadınların yazmasına dair iki cesaretlendirdiği sözler söyledikten sonra kend...